Kitap Yorumu : Aynı Yıldızın Altında - John Green






Kısacık bir aradan sonra tekrar merhabalar. Aslında birçoğumuzun okuduğu (okumadıysan hala sevgili okuyucu filme az kaldı koş oku) Aynı Yıldızın Altında yı hem film öncesi bir daha okuyayım hem de blogda yorumu yok paylaşayım istedim. Bazı çok sevdiğim kitapların yorumları tekrar okuduktan sonra blogda yerini alacak.

Bugün itibariyle yurtdışında sinemalardaki yerini alan (bazıların ön gösterime gitti kıskançlıktan çatlayabilirim) film ülkemizde gene saçma ve de gereksiz bir şekilde gösterimi ertelenerek 27 Hazirana alındı. Hal böyleyken bize de beklemek düşüyor.

Bu yorumu yazmak benim için gerçekten çok zor inanın nereden başlayacağımı bilmiyorum.

Her şey John Green adlı bir adamın bir kitap yazmaya karar vermesi ile başladı . Fütursuzca yazdı arkasında milyonlarca kırık kalp ve de yaşlı gözler bırakacağını bilmeden. John Green e aşık olduğum itirafını dinlemenizden önce kitaba geri dönüyorum..










ACI














HİSSEDİLMEYİ TALEP EDER.






On altı yaşındaki kanser hastası Hazel Grace’in birkaç yıl daha yaşamasını garanti eden tıp mucizesine rağmen hastalığı ölümcüldür ve konulan teşhisle birlikte yıldızlar, öyküsünün son bölümünü çoktan kaleme almıştır. 
Fakat Augustus Waters isimli yakışıklı bir sürpriz karakter, Kanserli Çocuklar İçin Destek Grubu’nda boy gösterince Hazel’ın hayatı bambaşka bir yöne sapar ve bu zeki çocuğun çekimine karşı koyamayan kızın öyküsü yeniden yazılır… 


                                                                                           


Kimi zaman bir kitap okursunuz ve o kitap içinizi tuhaf bir tür coşkunlukla doldurur ve paramparça olmuş dünyanın, hayatta olan tüm insanlar o kitabı okumadan tekrar bir araya gelmeyeceğini hissedersiniz.Kimi zaman da insanlara söyleyemediğiniz Görkemli Izdırap gibi kitaplar vardır, öyle özel ve nadir ve sizin olan kitaplardır ki sevginizi ilan etmek ihanetmiş gibi hissettirir.


Kitapta geçen bu alıntı aslında kitaba olan hislerimin bir kısmının özetlenmiş hali.



Bir diğer kısmı da : aşkın sizi ne zaman bulacağını gerçekten bilemiyorsunuz. Aşk , dostluk , sağlık ve de sahip olduğumuz her şeyin bir arada olduğu mutluluğun sadece sahip olduklarımızla gelmediği ; sahip olduklarımızın kıymetini bildiğimiz an geldiği . 


İkilinin aşklarını okurken yüzümden mutluluk bir an eksilmedi. Yazar duygularınızla oynayıp sizi yavaş yavaş eline alıyor. Her kelimeyle daha çok bağlanmış buluyorsunuz kendinizi. 

Burada bir yerlerde Isaac ten de bahsetmem lazım . Aslında Augustus un en yakın arkadaşı olan Isaac daha sonra Hazel ile tanıştıktan sonra onun da arkadaşı olan ; kanser destek grubu arkadaşı. Isaac kitaptaki karakteri ile hepimizi güldürmeyi başaran , aşktaki talihsizliğiyle sempatik bir karakter . Filmde Isaac i canlandıran Nat Wolff un John Green in bir diğer sinemaya uyarlanacak kitabı Paper Towns (Kağıttan Kentler) da başrolde tekrar görecek olmamız harika bir haber.

Kitapta bulduğumuz şeyler sadece bunlarla sınırlı değil. Aslında hepimizin aklında yer edinen ölüm konularına da ince değindirmelerle bu hayattaki yerimizi sorgulatıyor. 


"Öyle bir zaman gelecek ki," dedim, "hepimiz ölmüş olacağız. Hepimiz. İnsanların var olduğunu ve türümüzün herhangi bir şey yaptığını hatırlayabilecek tek bir insan evladının bile kalmadığı bir zaman gelecek. Sizi beni bırakın, Aristoteles ve Kleopatra'yı bile hatırlayan kimse kalmayacak. Yaptığımız, inşa ettiğimiz, yazdığımız, düşündüğümüz ve keşfettiğimiz her şey unutulacak ve tüm bunlar," elimle herkesi kapsayacak bir hareket yaptım, "boşa olacak. Belki o zaman yakınlardadır, belki de milyonlarca yıl uzakta ama güneşin çökmesinden sağ kurtulsak bile sonsuza kadar yaşamayacağız. Organizmalar bilinç kazanmadan önce de vakit vardı, sonra da olacak. Eğer unutulmanın kaçınılmazlığı seni endişelendiriyorsa bunu görmezden gelmeye çalışmanı öneririm.İnan bana diğer herkes böyle yapıyor."


     



Kitapla ilgili bir diğer şeyse kesinlikle elinizden bırakamayacağınız kadar akıcı olduğu için çabucak bitmesi. Bazıları için güzel bir şey olabilir ama nasıl yani bu kadar mıydı dedirten harika saatler vaat eden kitabın daha kalın olmasını isterdim ama bu haliyle mükemmel.
















Söylemek istediğim bir diğer durum ise henüz bizim ülkemizde vizyona girmese de karakterlere uygun cast seçimi ve de oyunculukları ile film en iyi uyarlamalardan olacağa benziyor. 




Tabi film için özenle seçilmiş şarkıları da es geçmeyelim. Soundtrack i bu aralar en çok dinlediğim şarkılardan oluşuyor. Mutlaka göz atın ;)





Son olarak sevdiğim repliklerden bir kaçını daha paylaşarak veda ediyorum.



O okurken uykuya dalar gibi aşık oldum: Önce yavaş yavaş sonra bir anda.




Kalbimin senin tarafından kırılması benim için bir onurdur Hazel Grace.


.

Seni seviyorum ve sevginin boşluğa atılan bir çığlık olduğunu ve unutulmanın kaçınılmazlığını, herkesin ölüme mahkum olduğunu ve tüm çabamızın toza dönüşeceği bir günün geleceğini biliyorum ve güneşin elimizdeki tek dünyayı yutacağını da biliyorum ve seni seviyorum...



Dünya bir dilek gerçekleştirme fabrikası değil.



Tanrım, değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etmem için sükunet, değiştirebileceklerimi değiştirebilmem için cesaret ve aradaki farkı bilmem için akıl ver. 




Kitabın tamamını yazmadan burada bitiriyorum. 



Duygu Pınar

Phasellus facilisis convallis metus, ut imperdiet augue auctor nec. Duis at velit id augue lobortis porta. Sed varius, enim accumsan aliquam tincidunt, tortor urna vulputate quam, eget finibus urna est in augue.

1 yorum:

  1. aynı yıldızın altında ilk basta önyargıyla baktıgım bir filmdi izlediğim zaman göz yaşlarımı tutamadım ve bu durumda oollan hastallara allah ailelerine ve kendilerine sabır versin allah kimseye kaldıramayacagı yük vermesin filimi hem izledim hem okudum ve kitaba sadık kaldıkları için de cok mutlu oldumu söylemek istiyorum vetebrik ediyorum

    YanıtlaSil