Kitap Kurtları Blog Tur || Cadıların Keşfi - Deborah Harkness


 Yurdumuzda yaşanan Soma faciasında hayatını kaybeden emektar insanlarımızın ailelerine Allah dayanma gücü ve sabır versin. Yaralı olan işçilerin de en kısa zamanda sağlıklarına kavuşmalarını dilerim ve de 19 Mayıs Atatürk'ü anma ve Gençlik ve Spor bayramınızı kutlarım. 


Gençler, 
Cesaretimizi güçlendiren ve sürdüren sizlersiniz. Siz, almakta olduğunuz terbiye ve kültür ile, insanlık değerinin, vatan sevgisinin en değerli örneği olacaksınız. 
Ey yükselen yeni nesil, gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk; onu yükseltecek ve sürdürecek sizsiniz. 


Seri Sıralaması : 1
Orijinal Adı : A Discovery of Witches
Kitabı Satın Almak İçin : KitapSihirbazı


Olağanüstü güçlere sahip bir cadı, imkânsızlıklara direnen yasak bir aşk ve her şeyi başlatan gizemli bir el yazması.
Oxford'un Bodleian Kütüphanesi'ndeki kitap raflarının arasında araştırma yapan genç akademisyen Diana Bishop, tesadüfen simyacılıkla ilgili eski bir elyazması bulur. Köklü ve seçkin bir cadı ailesinden gelen Diana'nın yaptığı bu keşif yeraltında doğaüstü bir karışıklığa sebep olarak iblis, cadı ve vampirlerin kısa sürede kütüphaneye doluşmasına yol açar. Diana, yüzyıllardır aranan bir hazine keşfetmiştir ve her şeyi yoluna koyabilecek tek kişi de yine kendisidir. Bu zorlu mücadelede en büyük destekçisi ise onu hiç yalnız bırakmayan, her türlü fedakârlığı göze alıp kendi soyunun karşısında duran meslektaşı, vampir Matthew olacaktır.

Yeni turumuzdan herkese merhaba. Bu turda Cadıların Keşfi ile Deborah Harkness i ağırlıyoruz.

Her sayfada yazarın yavaş yavaş işlediği büyülü bir dünyanın kapılarını aralayan bir hikaye Cadıların Keşfi.

Tarih-bilimci olan Diana Bishop un kütüphanede simya alanındaki araştırmasını yaparken eski bir el yazması olan Ashmole 782 yi bulması ile hayatı değişir. El yazmasını açmasıyla birlikte uyuyan bir büyüyü uyandırır. Bu durum gücü hisseden diğer doğaüstü yaratıkların -cadılar,iblisler,vampirler- çevresine dolmasına yol açar. Kullanmayı reddettiği büyü gücüyle nasıl olduğunu bilmeden yapmıştır bunu. Yıllardır bu el yazmasının peşinde olan Matthew De Clairmont Diana'yı takip etmeye başlar. Matthew onu farkında olmadığı tehlikelerden korumak istemektedir , bunun tek nedeni el yazması değildir : ona aşık olmuştur.


"Şah Mat." Oyun bitmiş , Matthew kaybetmişti. "Oyun yalnızca vezirini savunmaktan ibaret değil." dedi Hamish. "Neden şahın harcanması gerektiğini hatırlamakta zorlanıyorsun." "Şah bir köşede durmakla kalıyor , bir seferde bir hamle ilerleyebilir. Oysa vezir özgürce hareket edebilir. Onun özgürlüğünü kaybetmektense oyunu kaybetmeyi tercih ederim." Hamish onun satrancı mı yoksa Diana'yı mı kastettiğini merak etti. "Bu bedele değer mi , Matt?" diye sordu usulca. "Evet." dedi Matthew hiç duraksamadan.




Kitabı ilk elime aldığımda ilk düşündüğüm şey bu kitabı nasıl bitireceğim oldu -671 sayfa , biraz küçük yazılar,sınav haftası- tabi insan bilemiyor bu kadar sürükleyi olacağını. Okurken sayfalar hiç geçmiyormuş gibi geldi (kötü anlamda değil :) ). Yazar dolu dolu tasvirler , detaylı bilgiler ile sizi o ortama dahil etmek için büyük bir emek vermiş. Harkness in ünlü bir bilim ve tıp tarihçisi olmasının büyük bir katkısı var burada. Bundan ötürü karakteri yazarla özdeştirdim ben. 
İlk 150-200 sayfalarda yazar ilerki sayfaların olaylarını yavaşça işliyor. Biraz ağır gelebilir o kısımlar ama daha sonrasını elimden bırakamadım. 


"Sende normal olmak istiyorsun değil mi?"  "Sana bir bilim insanı olarak 'normal' diye bir şey olmadığını söyleyebilirim Diana.Normal insanların çevrelerindeki olan biten çoğu şeyin hiçte 'normal' olmadığını gösteren , ezici kanıtlara karşı kendilerini iyi hissetmek için uydurduğu bir uyku öncesi masalı."

Kitabın içeriğine geri dönersek;
Matthew un üzerine titrediği Diana da bu aşka karşılıksız kalmıyor ama ortadaki el yazmasının peşinde olan ırklar yüzünden tehlikede olan ikili çareyi Matthew un ailesinin evine sığınmakta buluyor. Bu durum daha da yakınlaşmalarına sebep olsa da her şey göründüğü kadar basit değildir. 

 Farklı iki türün ilişkileri yıllar önce yapılan anlaşma ile Konsil tarafından yasaklanmıştır ve izin verilmemektedir. Sonuçlar iki taraf içinde hoş olmayacaktır.


Yüzyıllardır kimsenin açamadığı el yazmasını açan Daina öylesine bir cadı değildir. Çocukken öldürülen en soylu ailelerden olan anne ve babası güçlü cadılardandır.  Sahip olduğu güçleri ele geçirip kullanmak isteyenlere açık bir kapı gibidir. Onu tek koruyabilecek kişi Matthew dur fakat tehlike ikisi için de gelmektedir.


"Ölmüyorum , yaşamıyorum , iyileşmiyorum , acısız bir hastalık bu çünkü aşık olabiliyorum." Eğilip alnımdan öptü. "Sahip olacak mıyım bir gün bilmiyorum çünkü beni yaşatacak ya da yok edecek bütün merhamet onun ellerinde."

Sonuç olarak kesinlikle beklentilerimi karşılayan harika bir kitap daha kitaplığımdaki yerini almış oldu. Gerek karakterler gerekse hikayenin ilerleyişi neler olacağını adım adım soluksuz okuttu. Okumanız şiddetle tavsiye olunur.

Serinin ikinci kitabı Shadow of Night (Gecenin Gölgesi) yurt dışında çıkmış olup üçüncü kitap The Book of Life Temmuz 2014te satışa sunulacak. En kısa zamanda Pegasus kalitesiyle Türkiyede de okuyucu ile buluşacaktır.

                                   SALEM VE CADILIK

İyi cadı mısın kötü cadı mı?

Cadı temalı izlediğimiz bir çok filmde , dizide hep bu muamma vardır . Cadılar kötü mü , iyi mi ? 
Filmden filme değişkenlik gösteren cadıların bazıları insanlar gibi hayatına devam ederken bazıları ise kendini ormanlara atmış , kazanı sürekli kaynayan şeytani varlıklar olarak izleyicilere aktarılmıştır. Bugün cadı efsanesinin başlangıcı ve inanılışa göre cadı nedir onun üzerinde birkaç bir şey yazacağım .

17. yüzyıl Amerikası'nda İngiliz kolonilerin yaşadığı Massachusetts eyaletine bağlı Salem kasabasında kurulmuş Salem Cadı Mahkemeleri'nde yaşanmış olaylarla cadı kavramı günümüze kadar gelip birçok dizi ve filme konu olmuştur. O dönemlerde cadı büyülerinin hastalık ve ölüm sebebi olduğuna ve cadıların güçlerini Şeytan’ın kendisinden aldıklarına inanılırdı.

Cadılık üzerine düşünmeye başlamak, bizi çok yönlü bir araştırmaya yönlendirir ister istemez. Bir yandan tarih ve özellikle inanç tarihi ve siyasal tarih alanına, bir yandan da antropoloji ve cinsiyet çalışmalarına değin pek çok konuyla iç içe olan cadılık günümüzle bağlantı kurmaya çalıştığımızda popüler kültür bile işin işine girer. Ancak biz meseleye cadılık anlayışları üzerine giden bir incelemeyle yaklaşmayı deneyeceğiz. Ortaçağ boyunca kilisenin hışmına uğrayan, engizisyon kararlarıyla ve şiddet kullanılarak yok edilmeye çalışılan cadılık en eski doğa dinlerinden bu zamana gelmiş gizli bir öğretidir. Kökeni, Şamanizm, Druidizm gibi eski kadim öğretilere dayanır. Cadıların temel felsefesi, doğayı tanımak, doğayla iletişim içinde olmak, doğa üzerinden kendiyle iletişime geçerek, kendini bilmektir. Haliyle cadılar başta doğanın temel yapı taşı olan dört elementle çalışarak beşinci element olan ruha doğru yolculuğa çıkarlar. Bu yolculukta doğanın ve evrenin dönüşümünde görev aldığına inandıkları tanrı ve tanrıçalarla bütünleşir ve en nihayetinde kendileri tanrı ve tanrıçalara dönüşerek, içlerinde ki tanrıları keşfederler.

Linç edilen ilk ''cadı''
İskenderiyeli Hypatia, sadece alımlı değil, bilgin ve bilgeydi. Ve erkekler tarafından cadı ilan edildi.

MS. 370 İskenderiye Tarihin ilk bilinen kadın matematikçisi Hypatia, rüyalar, astronomi ve matematikle uğraştığı için, kilisenin iftirası üzerine cadı ilan edildi. Suçlama:
“Kadının okumuşu cadı olur”

Aslında suçlamak istediğiniz bir kadına karşı her şey cadılık için kanıt sayılıyordu: Kadının fazla çalışkanlığı ya da tembelliği; kronik bir hastalığı ya da aşırı sağlıklı olması; şifacılığı veya ebeliği; evinin üzerindeki kara bulut olması ya da fazla açık hava olması; doğuştan kızıl saçları olması (İsa’nın eşi Mary Magdelena nedeniyle), iffetsizliği… vs. Cadılığın olmadığını söylemek ise, İncil’i inkar etmek anlamına bile gelebiliyordu.

Dikkat ettiyseniz genelde suçlamalar kadınlara ilişkin bununla ilgili birçok bilgi mevcut . Cinsiyetçiliğin had safhada olduğu bir dönemden bahsediyoruz. Yanlış yönlendirmeler histeriyle birlikte birçok insanı korku ile yönetmiş ve bu tutumlara yol açacak bir dönemi doğurmuş . Sonucunda kurulan Engizisyon Mahkemeleri ile cadı olduğu düşünülen her insan farklı şekillerde ölüme sürüklenmiştir.

Konu ile ilgili hazırladığım bir diğer yazı da ; Salem ve Engizisyon Mahkemelerinin çıkış noktaları ve asıl hikayesi ne yazıya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Ve burada yazımı sonlandırıyorum. İnternetten konuyla ilgili sınırsız kaynağa ulaşabilirsiniz. 
Yazımda kullandığım kaynaklar :
Bağımsız Rehberler
İndigo Dergisi
TheWhiteTree
Pagan.psisik



İki kişiye Cadıların Keşfi hediye ettiğimiz yarışmamıza mutlaka katılmayı unutmayın ;)

a Rafflecopter giveaway

Bugüne özel devam eden Facebook yarışmamıza da katılarak şansınızı arttırabilirsiniz ; tıktık

Turda yer alan diğer yazılara da göz atabilirsiniz ;)

Turun 1. günü : Pensieveb - Kitabı Okumanız İçin 5 Neden
Turun 2. günü : Aynı Yıldızın Altında - Ön Okuma
Turun 3. günü : Kitap Karnavalı - Salem ve Cadılık
-Gelecek Yazılar-
Turun 4. günü : Kitaplığımda Yaşananlar
Turun 5. günü : Okumak İçin Doğdum - Tür Tanıtımı
Turun 6. günü : Haylazın Kitaplığı - Yabancı Kapaklar

Destekleri için Pegasus Yayınevine teşekkür ederiz.



Duygu Pınar

Phasellus facilisis convallis metus, ut imperdiet augue auctor nec. Duis at velit id augue lobortis porta. Sed varius, enim accumsan aliquam tincidunt, tortor urna vulputate quam, eget finibus urna est in augue.

3 yorum:

  1. çok merak ettim..şansımı denemek istiyorum.. :)

    YanıtlaSil
  2. Yahu benim bile merakimi cezbetti ya bu kitap.hemen ktildim cekiliseeee blogger filan ayirmayin bizede sans verin cnm cekilisteee :))

    YanıtlaSil
  3. Bloggerlara ayrımcılık mı yapılıyorrrr. Yapılmasın yaa. Biz de takipçiyiz amaaa. :)

    YanıtlaSil