Kitap Yorum : Kayıp Prens || Jennifer A. Nielsen - Ascendance Üçlemesi 1. Kitap




Uzun zamandır elime aldığım ama bir türlü okumaya vakit bulamadığım Kayıp Prens kitabını dün gece okuyup bitirdim.

Kitapla ilgili anlatılacak çok şey var aklımda umarım hepsini toparlayıp anlatabilirim.

Kitabın Konusu              

Carthya toraklarının Kral , Kraliçesi ve oğulları -tahtın varisi- da ölünce vekillerden biri olan Connor bir iç savaşın olmasını engellemek için dört yıl önce bir deniz yolculuğuna çıkıp , korsanlar tarafından öldürüldüğüne inanılan küçük Prens Jaron un ölmediğini iddia edip yerine kendi seçtiği çocuğu yerleştirmek için tehlikeli bir plana girişecektir. Bu rol için uygun olduğuna inandığı 4 çocuğu (Sage , Tobias , Roden , Latamer) bulundukları yetimhanelerden alıp bu oyunun bir parçası haline getirir. Prens olması için iki hafta içinde gerekli eğitimler verildikten sonra sadece bir çocuk prens olup tahta çıkmaya hak kazanacaktır ve bu yarıştan sadece bir kişi sağ çıkacaktır. Seçilmeyen çocuklar başlarına ne geleceğini biliyordur. 


Kişisel Yorumum

Neden bu kadar geçe bıraktığımı bile bilmiyorum. Kitaptan sıkıldığım bir an bile olmadı. Karakterler , olay örgüsü hepsi sürükleyici bir şekilde kimin prens seçileceğini merak ettirerek okutuyor. Sage in en sevdiğim karakter olduğu reddedemem :) Spoiler vermekten sakındığım için olayları söylemek istemiyorum ama tahmin etmediğim şeyler oldu ki geldiğini bile görmedim. Yorumu kısa tutarak karakter analizine değinmek istiyorum ;


Sage in düşünme sistemine , akılcı yapısına hayran kaldım. Asi yapısının altında sürekli hareket halinde , planlar yapan , bir sonraki hamlesini hesaplayan zeki bir çocuk ama kitap boyunca sadece asi kısmını gösterdi ki bu da ileride bize aslında özünü saklamak için olduğunu gösterdi. Kitabın ana karakterinin olmasının yanı sıra anlatıcı rolünde olan da o olduğu için karakteri daha yakından tanıma fırsatı bulabildik. Yazarın aslında Sage hakkında her şeyi bildiğimizi düşündürttüğü anda öyle bir bomba patlattı ki -büyük bir SPOİLER olacağı için söylememek için kendimi zor tutuyorum- olay örgüsünü tamamen değiştirdi. Karakteri gerçekten çok sevdim. İlerki kitaplarda hamlelerini merakla bekliyorum. 



Tobias eğitimdeki en zeki olan çocuk olduğu için sürekli dünyaları ben yarattım havalarındaki tavırlarından dolayı kitabın büyük bir kısmında kendinden nefret ettirdi. Her fırsatta bu durumunu Sage ve Roden i ezerek gösterdi. Gel bir yardım edeyim yok. En baştan beri sadece bir kişinin seçileceği düşüncesinden dolayı ikiliye uzak durup sadece kendi menfaatine çalışmış olsa da kitabın sonlarında açılarak yazar ters köşe yaparak asıl iyi karakterin Tobias olduğunu gösterdi ki bu şaşırtıcıydı. Game of Thrones izleyenler iyi bilir dizi boyunca nefret ettiğimiz Jeremy e sonradan kendimiz bile inanmasak ta sempati duymamız gibiydi.





Roden in kişiliğini çözmek sanırım en zoruydu. Sage a sürekli yardımcı olup zor anlarında yanında oldu. Bir arkadaş gibi davrandı . Kılıç dövüşü konusunda aralarındaki en iyileri olsa da eğitim yönünden en geri olan o olduğu için açıklığını çok çalışarak kapatmaya çalıştı. Sürekli sempati toplayan o olsa da kitabın sonunda bu durum tam tersine döndü . 



Conner kitabın kötü karakteri olduğu için söylenecek tek bir iyi şey bile yok. Çocukları kendi amacı doğrultusunda alıp onları kullandı. Sonrasında onları harcamaktan çekinmeyecek kadar gözü dönmüş biri. Sage in asi davranışlarını cezalandırmaktan çekinmeyerek ne kadar merhametsiz olduğunu tekrar gösterdi. Kitabın ilerleyen zamanlarında işin asıl iç yüzünü öğrendikçe nasıl bir canavar olduğunu öğreniyoruz.


Son olarak aslında çok fazla görmesek te kendini fazlasıyla sevdiren sessiz karakterimiz var. Sessiz çünkü konuşma özürlü* 
Conner Imogen i annesinin elinden fazla borçlarından dolayı koparıyor . Aslında kızı kendine istese de kızın konuşamamasından dolayı onu hizmetçi yapıyor. Sage ilk rastladığından itibaren ondan etkileniyor. Imogen yaralarını sarıp onun için arkadaş gibi oluyor. Söz konusu aşk gibi bir şey değil zaten kitap boyunca duygusal bir anımız bile yok. Belki ilerki kitaplarda karşımıza çıkabilir. Zaten o beklentiyi bıraktı bana.




Yazara ayrıca hayran oldum. Benim için fazlaca önemli olan bir durum ; Yazarların kendi hayatlarında karşılaştığı şeylerden etkilenip bir fikirle kitabı yazmaya başlaması beni çok etkiler. Jennifer A. Nielsen bu kitabı yazarken Eddie Vedder in Guarenteed şarkısının "Bütün kuralları biliyordum , ama kurallar beni bilmiyorlardı." sözlerinden esinlenerek yazmış ,baş karakteri ise lise öğretmenliği yaptığı dönemdeki iki öğrencisinden. 

Son olarak;
*Seri üçleme ve final kitabı iki hafta sonra yurt dışında kitapçılarda yerini alacak.
*Serinin film hakları alındı. Game of Thrones un yapımcılarından Bryan Cogman tarafından adapte edilecek ve Paromount  kalitesiyle izleyicilerle buluşacak.




Kitabı satın almak için ; tıktık


Duygu Pınar

Phasellus facilisis convallis metus, ut imperdiet augue auctor nec. Duis at velit id augue lobortis porta. Sed varius, enim accumsan aliquam tincidunt, tortor urna vulputate quam, eget finibus urna est in augue.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder